Hiçbir ekip; parçalı, kafa karıştırıcı, pahalı ve karmaşık bir workload automation (iş yükü otomasyonu) ekosistemi kurmak amacıyla yola çıkmaz. Buna rağmen, pek çok organizasyon tam olarak bu noktada buluyor kendini. Peki neden?
Yanıt aslında çok da şaşırtıcı değil. Workload automation ekosistemleri, ya da yaygın kullanımıyla batch ortamları, zaman içinde evrilir. Nadiren sıfırdan, bütüncül bir yaklaşımla tasarlanırlar. Çoğu zaman acil iş ihtiyaçları, legacy sistemler ve birbirinden kopuk ekipler tarafından şekillenen, organik bir büyümenin sonucudur. Üstelik bu iş akışları organizasyon genelindeki en kritik süreçlerin temelini oluşturduğundan, işler aksadığında üst yönetimin odağı haline gelirler.
Peki bu ortamlar nasıl bu kadar yönetilmesi zor bir hâl alıyor? Ve daha önemlisi, bu gidişat nasıl değiştirilir?
Otomasyon Paradoksu: Daha Fazla Araç → Daha Az Netlik
Teoride otomasyon, operasyonları basitleştirmelidir. Pratikte ise çoğu zaman yeni karmaşıklık katmanları yaratır. Kurumlar, her biri dar bir problemi çözen farklı araçları devreye aldıkça; birbiriyle örtüşen scheduler’lar, tutarsız dokümantasyonlar ve kırılgan bağımlılıklarla dolu, parçalı ekosistemler ortaya çıkar.
Otomasyon paradoksu dediğimiz kavram tam olarak budur: Stratejik bir çerçeve olmadan yapılan her otomasyon adımı, ortamı daha kaotik hâle getirir ve geçmişte yapılan hataların tekrarlanma ihtimalini artırır.
Net bir yol haritası olmadığında otomasyon reaktif bir yapıya bürünür. Ekipler, dünkü problemleri çözmek için script’ler yazar. Görünürlük azalır. SLA’ler kaçırılır. Ve bir noktada, verimlilik için hayata geçirilen araçlar çevikliğin önünde birer engel hâline gelir. Bu tip durumların sahada pek çok örneği görülür.
Workload Automation Olgunluk Eğrisi
Otomasyonu etkin şekilde yönetebilmek için kurumların yapılandırılmış bir yol haritasına ihtiyacı vardır. Bu alandaki iş ortağımız Broadcom Automation’un “Telemetry IQ” olarak bu amaçla kullandığı çerçeveye Workload Automation Maturity Curve adını veriliyor. Bu yaklaşım, ekiplerin parçalı iş akışlarından; akıllı, kendi kendini iyileştiren orkestrasyona doğru ilerlemesini hedefliyor.

Seviye 1: Manuel ve parçalı yapı
Temel yapı reaktiftir ve hataya açıktır. Ekipler silo’lanmış scheduler’lara, script tabanlı otomasyona ve manuel müdahalelere dayanır. Görünürlük düşüktür, dokümantasyon tutarsızdır. Kısa vadeli ihtiyaçları karşılayabilir; genellikle neyin önemli olduğu tanımlanır ve belgelenir. Ancak bu seviyede uzun süre kalmak, sürekli yangın söndürmeye mahkûm olmak demektir.
Temel göstergeler:
-
İş yükü tanımlarının hâlen netleşmemiş olması
-
Temel veya aşırı silo’lanmış scheduler yapıları
-
Manuel çalıştırma ve basit script’lere yoğun bağımlılık
-
Çok az ya da hiç loglama olmaması
-
Hatalara açık bağımlılıklar
Seviye 2: Merkezileştirilmiş kontrol
Konsolidasyon başlar. Tekil bir scheduler ile görünürlük ve yönetişim artar. SLA takibi ve rol bazlı erişim kontrolleri, tekrarları ve hataları azaltır. Seviye 1’de doğru tanımlar yapılmışsa, bu aşamaya geçiş oldukça kolaydır. Ancak mimari ekip sürece erken dâhil edilmediyse, bu seviyede kritik bir rol üstlenmeleri kaçınılmazdır. İş akışlarının en baştan iş ihtiyaçlarıyla hizalanması, ileride ciddi zaman ve efor tasarrufu sağlar.
Temel göstergeler:
-
Scheduler platformlarının sadeleştirilmesi
-
SLA’lerin tanımlanması ve izlenmesi
-
Standartlar, şablonlar ve yeniden kullanılabilirlik
-
Temel alarm ve bildirim mekanizmaları
Seviye 3: Entegre iş akışları
Bu noktada otomasyon, orkestrasyona dönüşür. Bulut servisleri, on-prem ortamlar ve container yapıları arasında sistemler birbiriyle konuşur. Gerçek zamanlı izleme ve event-driven tetikleyiciler dinamik çalışmayı mümkün kılar; ancak bu yürütme henüz her zaman dayanıklı değildir.
Temel göstergeler:
-
Platformlar arası entegrasyonlarla artan iş akışı karmaşıklığı
-
İş gereksinimleriyle hizalanmış bağımlılık haritaları ve görselleştirmeler
-
Gerçek zamanlı izleme (tercihen analitik raporlama ile)
-
Değişiklik yönetimini destekleyen versiyonlama ve denetim izleri
Seviye 4: Öngörücü ve politika odaklı yapı
Otomasyon artık iş mantığına uyum sağlar. Öngörücü analitikler, problemler ortaya çıkmadan önce riskleri işaret eder. Politikalar; dinamik kaynak tahsisini ve istisna yönetimini yönlendirir. Hata bütçeleri tanımlanır. İş öncelikleri belirleyicidir; ancak teknik dayanıklılık vazgeçilmezdir.
Temel yetkinlikler:
-
Standartları zorunlu kılan politika tabanlı otomasyon kuralları
-
Potansiyel sorunları öngören analitik yaklaşımlar
-
Kısmen kendi kendini iyileştiren dinamik kaynak yönetimi
-
Operasyonların iş etkisini anlamasını sağlayan business service mapping
-
Hızlı kök neden analizi (RCA) için istisna yönetimi çerçeveleri
Seviye 5: Otonom ve kendi kendini iyileştiren yapı
Bu aşamada otomasyon, zekâya dönüşür. Dinamik yürütme artık dayanıklı yürütme hâlini alır. Dayanıklı yürütme, teknoloji ekiplerinin ulaşmayı hedeflediği ideal noktadır. İş akışları; durumu analiz edebilen, uyum sağlayabilen ve kendini toparlayabilen şekilde tasarlanır. Yapay zekâ destekli iyileştirme mekanizmaları ve kapalı döngü geri bildirim sistemleri, insan müdahalesi olmadan iş hedefleriyle uyumlu optimizasyon sağlar.
Temel yetkinlikler:
-
RCA ve toparlanma süreçlerini güçlendiren AI destekli iyileştirme
-
Eş zamanlı kurtarma adımlarını başarıyla yöneten self-healing iş akışları
-
İş hedefleriyle hizalanmış kapalı döngü geri bildirim sistemleri
-
Normal davranışı tanımlayan ve etkiyi önceden öngörebilen “heuristik” modeller
Her Aşamada İş Değeri
Olgunluk eğrisinde her seviyeye geçiş, ölçülebilir iş faydaları sağlar.
Kaçınılması Gereken Yaygın Hatalar
Doğru araçlar seçilse bile, birçok organizasyon şu nedenlerle zorlanır:
-
Zayıf dokümantasyon: Net olmayan süreçlerin otomasyonu, verimsizliği büyütür.
-
Erken karmaşıklık: Temel yapı oturmadan ileri seviye özelliklere geçmek karmaşa yaratır.
-
Fonksiyonlar arası destek eksikliği: Otomasyon yalnızca IT’ye değil, iş hedeflerine hizmet etmelidir.
-
Yüksek uygulama maliyetleri: Net bir ROI olmadan yatırımlar yarım kalır.
-
Yetkinlik açığı: Gelişmiş orkestrasyon, özel uzmanlık gerektirir.
-
Optimizasyon yerine hızlanma: Stratejisiz hız, kırılganlık yaratır.
-
Güvenlik yönetişimi eksikliği: Otomasyon mutlaka uyumlu ve denetlenebilir olmalıdır.
Workload automation için ilk adım, mevcut olgunluk seviyenizi doğru değerlendirmektir; ardından ise iş hedeflerinizle uyumlu bir stratejik plan oluşturmak.
Quasys olarak, kurumların workload automation yolculuğuna yalnızca araç perspektifinden değil; mimari, operasyonel ve iş hedefleriyle bütünleşik bir yaklaşımla bakıyoruz. Portföyü kurumsal ölçekte kendini kanıtlamış teknolojileri, sahadaki deneyimimizle birleştirerek; müşterilerimizin bugünün operasyonel ihtiyaçlarını karşılarken yarının dayanıklı ve akıllı otomasyon yapısını da bugünden inşa etmelerine destek oluyoruz.
Otomasyonu karmaşık bir zorunluluk olmaktan çıkarıp, sürdürülebilir bir rekabet avantajına dönüştürmek mümkün. Doğru strateji, doğru teknoloji ve doğru yol arkadaşlığıyla. Bizimle her zaman info@quasys.com.tr üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
